Erol Sunat'ın bu yazısı, düşüş eğiliminde gösterilen enflasyon rakamları ile halkın gerçek yaşam maliyeti arasındaki derin çelişkiyi mizahi bir dille eleştirmektedir. Yazar, kağıt üzerinde düşen enflasyonun aksine ekmek fiyatlarına ve poşet ücretlerine gelen fahiş zamların dar gelirliyi nasıl çaresiz bıraktığını vurgular. Metinde, enflasyon adeta insani duyguları olan bir karakter gibi betimlenerek, resmi verilerin alım gücündeki erimeyi gizlemekte yetersiz kaldığı savunulur. Özellikle emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik yıkım, devletin insanı yaşatması gerektiği ilkesi üzerinden sorgulanır. Sonuç olarak kaynak, halkın hissettiği hayat pahalılığının istatistiksel oyunlarla örtülemeyecek kadar ağır olduğunu çarpıcı bir dille özetlemektedir.