Sunulan makale, Türkiye'deki mevcut toplumsal ve akademik krizlerin temelinde eğitim müfredatındaki köklü değişimlerin yattığını ileri sürmektedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan yaşam becerileri, evrensel ahlak ve bilinçli vatandaşlık odaklı derslerin terk edilmesinin, sorgulamayan ve yalnızca biat eden bir toplum yapısına yol açtığı vurgulanmaktadır. Yazara göre görgü kuralları ve ev ekonomisi gibi pratik eğitimlerin eksikliği, günümüzde bireylerin kamusal alanla ve emekle kurduğu bağı zayıflatmıştır. Ayrıca akademideki liyakat kaybı ve alan dışı atamalar, bilginin yerini sadakatin almasının somut birer göstergesi olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak, toplumsal çürümenin önüne geçilmesi için eğitimin yeniden hak bilen ve sorumluluk alan yurttaşlar yetiştirmesi gerektiği savunulmaktadır.